55. Antalya Uluslararası Film Festivali’nden İzlenimler

  • 2 ay ago
  • 26
  • Ekim 14, 2018 16:20 edited

Bu yıl 55. kez düzenlenen ve geçtiğimiz hafta boyunca Antalya’lılara festival coşkusu yaşatan Antalya Uluslararası Film Festivali sona erdi.

Festivalin dağıttığı ödüllere ve öne çıkan filmlere geçmeden önce, genel olarak festivalin dokusu ve izlenimlerimden bahsetmek istiyorum. İki yıldır Ulusal Yarışma’nın kaldırılmasıyla eleştirilerin odağında olan bir festival Antalya Film Festivali. Bu konuyu tartışmaya açmayacağım ancak bu durum, şu an var olan az filmli seçkinin öz filmli olduğu gerçeğini de değiştirmiyor. Zira yine dünya festivallerinde konuşulan, ödüllü filmleri izleme şansımız oldu Antalya Film Festivali boyunca. Filmlerin ertesinde oyuncu ve yönetmenlerle gerçekleştirilen söyleşiler de en az filmler kadar ilgi gördü. Salonlar sabahki ilk seanslardan, akşamki son seanslara kadar oldukça doluydu. Hatta kimi filmlerin gösterimleri için salonlara ek sandalyeler koyuldu.

Bu açıdan baktığımızda, evet Antalya halkı hala festivaline sahip çıkıyor ancak, yerel halkla yaptığımız sohbetlerden çıkan ortak kanı da şu; “Eskiden buralar ünlülerle dolar taşardı, şimdi kimseyi göremiyoruz. Eskiden daha geniş bir alanda yapılırdı gösterimler, farklı semtlerde. Artık sadece Akm sınırlarında geçekleşiyor.” Aslında Antalya bu yıl da bir çok ünlü ismi misafir etti. Dizi ve film oyuncuları, yapımcılar, yönetmenler yine vardı. Ancak Antalya’nın alıştığı yoğunlukta değildi. Asghar FarhadiPawel Pawlikowski, Vincent Cassel, Eric Roberts ve Kristanna Loken gibi yabancı konukların katıldığı festivalin Film Forum ayağı da sunumların ardından dağıtılan ödüller,  Bela Tarr ile Film Yönetimi Atölyesi ve kahvaltı buluşmaları (Beyazperde.com olarak biz de oradaydık) ile tam gaz devam etti. Yine retrospektif gösterimleri altında Cem Yılmaz ve Ferzan Özpetek filmleri seyirci ile buluşurken, bu iki isim söyleşilerle de festivale renk kattı.

Bu açıdan baktığımızda, evet Antalya halkı hala festivaline sahip çıkıyor ancak, yerel halkla yaptığımız sohbetlerden çıkan ortak kanı da şu; “Eskiden buralar ünlülerle dolar taşardı, şimdi kimseyi göremiyoruz. Eskiden daha geniş bir alanda yapılırdı gösterimler, farklı semtlerde. Artık sadece Akm sınırlarında geçekleşiyor.” Aslında Antalya bu yıl da bir çok ünlü ismi misafir etti. Dizi ve film oyuncuları, yapımcılar, yönetmenler yine vardı. Ancak Antalya’nın alıştığı yoğunlukta değildi. Asghar FarhadiPawel Pawlikowski, Vincent Cassel, Eric Roberts ve Kristanna Loken gibi yabancı konukların katıldığı festivalin Film Forum ayağı da sunumların ardından dağıtılan ödüller,  Bela Tarr ile Film Yönetimi Atölyesi ve kahvaltı buluşmaları (Beyazperde.com olarak biz de oradaydık) ile tam gaz devam etti. Yine retrospektif gösterimleri altında Cem Yılmaz ve Ferzan Özpetek filmleri seyirci ile buluşurken, bu iki isim söyleşilerle de festivale renk kattı.

Yarışma filmleri konusunda değinmek istediğim bir husus var ki o da şöyle; ulusal yarışmanın kaldırılmasının ardından yarışma filmlerinin aralarına birkaç yerli film serpiştiriliyor ve bu filmler de genel olarak önceki senelerde Film Forum’dan yolu geçen filmler oluyor. Ancak maalesef güçlü rakipleri arasında sıkışıp kalıyorlar ve özel ödüller dışında ana ödüllere ulaşma şansları olmuyor. Bu yıl Çınar ve Güven vardı mesela yarışma filmleri arasında. Naçizane fikrim; bu filmlerin yarışma filmleri arasına dahil edilmemesi ve özel gösterimler adı altında gösterilmeleri. Zira bu şekilde çok da adil bir yarış olmuyor. Başkan Menderes Türel’in kapanış töreninde yaptığı konuşmayı referans gösterecek olursam, önümüzdeki yıllarda “sektörel ödüller” adı altında yerli yapımlara ayrı bir ödül kategorisi gelebilir ve bu problem de çözülebilir.

Peki Antalya’da neler izledik, tavsiyeleriniz neler derseniz; Cannes’dan En İyi Yönetmen ödülü ile dönen Pawel Pawlikowksi’nin son filmi Soğuk Savaş (Cold War), yurt dışına çıkma ve film çekme yasağı bulunan ancak filmleri ile önemli festivallerde boy göstermeye devam eden Jafar Panahi’nin Üç Yüz’ü (Three Faces), Uruguay’lı yönetmen Alvaro Brecher’ın gerçek bir hikayeye dayanan sarsıcı filmi On İki Yıllık Gece (A Twelve-Year Night), geçtiğimiz yıllarda Antalya Film Forum’dan yapım desteği alan Sefa Öztürk’ün ilk uzun metrajı Güven, Karamel ve Peki Şimdi Nereye’nin ardından Kefernahum (Capernaum) ile Nadine Labaki, Cannes Film Festivali’nden de En İyi Kadın Oyuncu Ödülü’nü alan Ayka, Palme d’Or ödüllü Bir Aile İşi (Shoplifters) festivalin öne çıkanlarıydı. Bir çoğu vizyona da girecek olan bu filmleri kaçırmayın.

Festivalin en ironik, en talihsiz anı ise, Three Faces ile En İyi Film ödülünü alan yönetmen Jafar Panahi‘ye THY’nın verdiği özel ödül oldu sanırım. THY “En İyi Film” ödülünü kazanana 1 milyon mil hediye etti, ancak bilindiği gibi Panahi’nin yurt dışına çıkış yasağı var. Bu da talihsiz bir eşleşme, kaderin bir cilvesi oldu.

Her festivalin olduğu gibi Antalya’nın da artıları ve eksileri var elbette. Ben her zaman sinemadan yana olarak, film izleyebildiğim sürece her festivalin takipçisiyim. Antalya’nın konuk ağırlama, ulaştırma gibi konularda bu yıl da herhangi bir problemi yoktu. Ancak basına herhangi bir bilet kontenjanı ayrılmamış olması, özellikle kalabalık bir izleyici kitlesi tarafından takip edilen filmlerde, zaman zaman salonların kapısında soruna yol açtı. Bu sorunu aşmanın yolu ise, sabah erken saatlerde bilet almaktı. Bir festivali daha geride bırakırken, basın adına festivalde emeği geçen herkese teşekkür ederim. 


Choose A Format
Kişilik Testi
Trivia
Anket
Hikaye
Liste
Video